TÜRKİYE GIDA VE İÇECEK SANAYİ 2016 ENVANTERİ VERİLERİ PAYLAŞILDI

26 üye derneği ile gıda sektörünün en yetkin temsilcisi konumundaki Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) tarafından düzenlenen geleneksel yıllık değerlendirme toplantısı yapıldı. TGDF Başkanı Şemsi Kopuz’un gıda sanayinin gündemindeki konulara ilişkin değerlendirmeler yaptığı toplantıda, TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik de, Gıdahattı tarafından yayınlanan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi 2016 Envanteri’nden, AB ve Türkiye Gıda Sektörüne ilişkin son verileri paylaştı. 

 

AB Gıda ve İçecek Sanayi

Menlik’in verdiği bilgiye göre, AB’nin iş hacmi, katma değer ve istihdam açısından en büyük sektörü olan Gıda ve İçecek Sanayi; 289 bin işletme, 1,089 milyar avro iş hacmi ve 150 milyar avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4,25 milyon kişiye istihdam sağlıyor. AB Gıda ve İçecek Sanayi, 2015 yılında 98,1 milyar avro ihracat yaparken, dış ticaret fazlası 25,2 milyar avro olarak gerçekleşti. Global gıda ve içecek ihracatı 2005-2014 yılları arasında 2 kattan daha fazla artarken, en büyük ihracatçılar AB, ABD, Çin ve Brezilya; en büyük ithalatçılar ise ABD, AB, Japonya, Çin ve Kanada şeklinde sıralanıyor.


Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi 
TÜİK’in 2016 yılında açıkladığı “Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri 2015” verilerine göre; Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 42 bin 520 işletmede, 485 binden fazla kişi istihdam ediliyor. İşletmelerin toplam üretimi 2014 yılındaki 152,4 milyar TL’den, 2015’de yüzde 12,5 oranında artışla 171,4 milyar TL’ye yükseldi. TÜİK’in harcamalar yöntemine göre açıklamış olduğu Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) verileri çerçevesinde, 2009-2015 yılları arasında Türkiye ekonomisi cari fiyatlarla 2,3 kat büyüyerek 999 milyar TL’den 2.338 milyar TL'ye yükselirken, Gıda ve İçecek Sanayi ise 2,2 kat artışla 145 milyar TL'den 321 milyar TL'ye ulaştı.


“Gıda, Ekonominin Lokomotif Sektörlerinden”
Gıda sektörünün hem yarattığı katma değer hem de ihracatıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden birisi olduğunu bildiren TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik, şöyle devam etti: “Gıda ve İçecek Sanayi işletmelerinin yarattığı katma değer, 2015 yılında yüzde 15,6 oranında artarak 27 milyar TL’ye ulaşmıştır. Türkiye gıda sektörü, dış ticarette fazla veren sektörlerin başında gelmektedir. Gıda ve içecek ihracatımız, büyük ölçüde Rusya ambargosu ve yakın coğrafyadaki olumsuzluklar nedeniyle 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 6,9 oranında azalarak 11 milyar dolara, ithalatımız ise yüzde 2,5 oranında azalarak 5,6 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. 2016 yılında 5,6 milyar dolar dış ticaret fazlası veren sektörde, dış ticaret karşılama oranı ise yüzde 199,6 olmuştur.”


“Türkiye, Avrupa Ülkelerinden Daha Ucuz”
Türkiye de dahil olmak üzere 37 Avrupa ülkesinde gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki fiyat düzeylerine ilişkin endeks sonuçlarına da dikkat çeken Menlik, 2015 yılında 172,2’lik endeks değeriyle İsviçre’nin en pahalı, Makedonya’nın ise 58 ile en ucuz ülke olduğunu, 89,2 endeks değeriyle 23. sırada yer alan Türkiye’deki fiyatların, AB ortalamasının altında olduğunu kaydetti.


Gıdada Fiyat Artışları...
Gıda ve içeceklerdeki fiyat değişimlerine ilişkin verileri de paylaşan Menlik, şunları kaydetti: “TÜİK’in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre; 2016’da gıda ve alkolsüz içecek grubunda yıllık bazdaki artışları, Ocak ve Temmuz ayları hariç, bir önceki yılın aynı aylarına göre daha düşük değerlerde gerçekleşmiştir. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), tahıl, et, süt ürünleri, bitkisel yağ ve şeker olmak üzere 5 temel emtianın uluslararası ticaretindeki fiyat değişimlerini aylık bazda yansıtan Gıda Fiyat Endeksi ise 2016 yılı ile birlikte beşinci yılı da düşüşle kapattı. Ancak 2017 yılına hızlı bir başlangıç yapan endeks, Şubat ayında 175,5 puanla, son iki yılın en yüksek değerine ulaştı.


Küresel gıda fiyatlarındaki değişimlerin, FAO ve diğer uluslararası kuruluşların söz konusu 5 ürün grubunda küresel arz beklentilerine paralel olarak gerçekleştiğini gözden uzak tutmamak gerekiyor. Nitekim 2016-2025 OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu’na göre, fiyatlarda 2015 yılında gözlenen düşüşlerin arkasında, güçlü tedarik büyümesi, genel ekonomik yavaşlamaya bağlı olarak zayıflayan talep büyümesi, düşük petrol fiyatları ve zaten yüksek olan stokların daha da artması gibi nedenler var.”


Küresel Gıda Fiyatları İle Karşılaştırma...
TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO Gıda Fiyat Endeksi’nden yola çıkılarak, “Küresel gıda fiyatları düşüyor, Türkiye’de artıyor” söylemlerine de, “Aylık değişimleri yansıtan endeksi baz alarak, toptancı bir anlayışla, ‘Küresel gıda fiyatları arttı ya da düştü’ demek mümkün değil” diye konuştu. 


OECD-FAO’nun önümüzdeki 10 yılda gıdaya yönelik talep ile tarım ticaretinin büyümesinde yavaşlama öngördüğünün altını çizen Kopuz, petrol fiyatları, verim ve ekonomik büyümedeki değişimler gibi birçok belirsizliğin yanı sıra iklim değişikliği faktörünün gıda konusundaki öngörüleri etkileme potansiyeline dikkat çekti. Kopuz, şunları kaydetti: “Yapısı itibariyle tarımsal üretimi, uzmanların ülkemizi de etkileyeceğini vurguladığı iklim değişikliğinden bağımsız olarak düşünmek mümkün değil. Ülkemizde de tarımsal üretiminde kayıplara yol açması kaçınılmaz olan iklim değişikliğine karşı, daha fazla zaman yitirmeden önlemler alınması gerekiyor. Bu noktada, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu Milli Tarım Projesi’nin çok önemli bulduğunu belirtmek istiyorum. Bakanlık tarafından ilan edilen havzalarda uygun ürün desenine yönelmek, hem kaynakların verimli kullanılması hem de tarıma verilen desteklerin doğru kullanılması sonucunu doğuracaktır.”


İran’a İhracatta GMP Belgesi Sıkıntısı...
Son dönemde önemli ihracat pazarlarından İran’da yaşanan sıkıntıya da değinen Kopuz, şekerleme sektörü başta olmak üzere gıda firmalarının ihracat yapabilmeleri için, bu ülkedeki ithalatçı firmaların yetkili makamlarından GMP (Good Manufacturing Paractice) belgeleri aldığını hatırlattı. Kopuz, “İran makamlarının, son dönemde süresi dolan belgeleri yenilemediğine ilişkin şikayetler arttı. Bu belge olmadan ihracatta yapılamadığı için firmalarımız ciddi bir sorunla karşı karşıya. Hükümetten beklentimiz, İran makamları nezdindeki girişimlerin hızlandırılarak, firmalarımızın mağduriyetine son verilmesidir. Aksi halde İran’a ihracatımızda da kayıplar yaşayacağız” dedi.